Mutfaktan Öyküler

Sevmek ve Anlaşamamak

Pek alakasız duruyor değil mi? Yoksa ben mi bunca zamandır kendi kafamda bir takım dogma düşüncelerle geziniyorum. Tamam daha anlaşılır olmak için biraz başa sarıyorum.

Bana göre sevgi dünyadaki herşeyin ilaci. Eğer bir yerde sevgi var ise her zorluk aşılır. Sevgisiz bir yerde ise bırak insanı bitki bile yaşayamaz, ya da tersi, sevgi, bırak insanı, bir bitkiyi bile serpiltebilir. Dolayısı le insan eğer seviyor ise her türlü zorluğun üstesinden gelebilir.

Misal, bir insan Fizik biliminden hoşlanıyorsa, sabahtan akşama dalga boylarını analiz etmek ona müthiş haz verebilir. Ama kelimeleri seviyorsa dört mısralık bir şiir gününü aydınlatabilir. Sevdiğiniz ve uzun zamandır görmediğiniz bir arkadaşınızla buluştuğunuzda saatler dakikalar kadar kısa sürede akabilir. Peki ya tersi…

Sevmediğiniz bir derste iken, saate her bakışınız arasında yalnızca iki dakika geçmiş olduğunu görebilirsiniz. Yani insan sevdiğinde herşey kolaylaşır, hızlanır, çözümlenir, çözümlenmese de yaşattığı pozitif duygular size yeterlidir, ayrıntılara takılmazsınız.

Yani sevgi her zorluğun üstesinden gelebilir, mi? Acaba sevgimiz ile aşamayacağımız, çözemeyeceğimiz durumlar da var mıdır hayatta?

Sanırım var. Çok sevdiğim iki insan var, sevdiğimden eminim çünkü içimi ısıtan halleri anılarımda. O anılarımı hatırlayınca, ya da onların gülen, seven yüzlerini hatırladığımda içim huzurla doluyor. Ama sonra karabasanlar basıyor. Anlaşılamamak ve anlayamamak…

Neden bu kadar zor anlaşmak? Hele çok sevince neden daha da zor. Sanki bu çok severek evlenen, ama sonrasında birbirinin sesini bile duymak istemeyen sevgililerin, eski eşlerin ilişkisine benziyor. Birbirinin gözünün içine bakan, saçının teline kıyamayan o sevgililer, birden birbirine tahammülleri sıfırlanan, ve anlaşılmadığını düşünen yabancılara dönüşüyorlar.

Öte yandan, ülkemiz, görücü usulu ile evlenen çiftlerle dolu. Bu insanlar birbirlerini severek evlenen insanlar değil, ailelerinin birbirlerine uygun bulması ile evlenen insanlar. Tamam arada belki sevda yok, ama nefret de yok elbet. Bu çiftlerin çoğu da o ya da bu şekilde evliliklerini ilelebet sürdürebilmiş insanlar. Oysa çağımızda çiftler birbirini tanıyıp severek evlenip, sonrasında neredeyse birbirini görmek istemeyecek hala gelebiliyorlar.

Sanki benim durumumda buna benziyor. Bir şekilde birtakım kırgınlıklar, anlaşmazlıklar, birbirini seven insanlari cok daha fazla dağlıyor, ve ortaya ciddi bir anlaşılamama, anlaşamama durumu çıkarıyor. Acaba bu durumda, birbirini gerçekten çok seven insanlarında, anlaşamayabileceğini kabul etsek, ve bunun normal olduğunu kabul etsek, durum daha mı kolay yönetilebilir hale gelir.

Cunku bu “Sen beni anlamıyorsun?” hali cidden çözümlenmesi cok zor bir hal. Belki birbirimizi çok iyi anlayabiliyorken, aynı yol üzerinde yürürken, belki benim yolum daha bir çukurlu çamurlu hal aldı, ve senin tarafın aynı düzlükte devam etti. Ve belki ben o çukurlara dikkatimi verirken, senden farklılaştım, ve değiştim. Ve nihayet yolumuz tekrar aynı şekle büründüğünde, benim hızım seninki ile aynı değildi, ya da ben hoplaya zıplaya yürümeyi huy edindim. Evet hala bende senin yerin, aynı sevgide, ama dilimiz, fikrimiz, zihnimiz aynı şekilde değil. Ne yani, artık biz birbirimizi sevmiyor muyuz?

Anlamak, anlaşmak, anlaşılmayı bir tarafa bırakıp, sadece sevgide kalsak? Pek bir insan olmaz mıyız?

Nihayetinde etten kemikten, bir de sevgiden degil miyiz?

You Might Also Like

No Comments

Leave a Reply