Neşeli mutfak öyküleri

Herkes gibi derdi olan birisiyim, ama bazısı gibi sonunda eline kalemini almaya cesaret eden biriyim. Anne olduktan sonra hem kadınlar için hem de çocuklar için kalbimde sürekli bir ateş yanmaya başladı. Meselenin tutulacak yerini çılgınca arayan, ve sonunda neresinden tutarsam kardır noktasında duran, bir insan, bir kadın ve anneyim. Kadının, kadının dostu olması için önce kendimle, sonra da diğer her şeyle kendimce mücadele içindeyim. Çünkü ancak kadını var edersek, tam oluruz. Bir de yeşili, hayvanları, kuş seslerini, denizi, huzuru ve sevgiyi çok çok severim.

Sayısal ve titr olarak kendimi tanıtmam gerekirse, iyi bir Üniversite’den mezun olur olmaz İstanbul’da iş hayatına atıldım. 10 yıl boyunca üç ayrı kurumda çalıştım. Hem anne olmanın hem de yılların birikimi ile oluşan bir dönüşüm isteği ile, kendimi nadasa çektim.

Blogta yer alan tarifler, çok yoğun ve stresli çalıştığım bir dönemin ürünü idi. Dönem bitti, tarifler dondu. Şimdi de kalem kağıda sarıldığım bir değişim, gelişim sürecinden geçiyorum. Bu dönemin çıktıları da, burada yayımladığım naçizane yazılarım. Aslında kendi kendime konuşmaktan ya da beni dinleyecek dostlarımın da benim de geniş geniş hayata dair konuşma zamanımız olmadığından sanırım buradaki monologları yazmaya başladım.

Kısaca kendimi bulmak için, kayıp ve yazım modundayım.

Umarım biraz kendimi anlatabilmişimdir…

No Comments

Leave a Reply